bitkigiller_bitkiler_hakkinda_hersey
 A' dan Z' ye Şifalı Bitkiler

Soğuk algınlığına İyi gelen besinler

Sonbaharı sağlıklı geçirebilmek için bağışıklık sistemimizi güçlendirmek büyük önem taşıyor. Güçlü bir savunma mekanizmasının temelinde ise yeterli ve dengeli beslenme ile birlikte antioksidanlardan zengin besinlerin tüketilmesi yer alıyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Merve Yüksek, hastalıklardan korunmak için sağlıklı beslenme önerilerini sıraladı. 

Antioksidan vitaminler yönünden zengin besinler tüketilmeli 

Önemli antioksidanlardan biri olan C vitamini, vücuttan zararlı maddelerin atılmasında ve savunma sisteminin güçlendirilmesinde önemli bir role sahiptir. Bu vitamin; yeşilbiber, maydanoz, tere, roka, karnabahar, ıspanak, portakal, limon, mandalina, kuşburnu gibi besinlerde bol miktarda bulunmaktadır. C vitamini kaybını önlemek için salata ve meyve sularını tüketmeden hemen önce hazırlamalı ve limonu salatayı tüketeceğiniz zaman eklemeyi unutmamalısınız.

Bir diğer önemli antioksidan olan E vitamininin en zengin kaynakları; fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, sıvı yağlar, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ile tahin gibi besinlerdir. 

Anti-enfeksiyon vitamin olarak da bilinen A vitamini de güçlü bir antioksidandır. Yumurta, süt, balık, ıspanak, portakal, havuç, yeşilbiber, kayısı gibi sarı, turuncu ve yeşil sebze-meyvelerde bulunur.

Balık zeytinyağı ve ceviz bağışıklık sisteminizi güçlendirir


Omega 3 yağ asitlerini içeren balık, balık yağı, fındık ve ceviz ile omega 9 içerikli zeytinyağı, fındık yağı gibi sıvı yağlar bağışıklık sistemini olumlu etkilerler. Haftada 2-3 kez balık, 6-7 fındık, 2-3 ceviz tüketilmesi, zeytinyağlı salata ve sebze yemeklerinin her gün düzenli yenmesi bu faydalı yağ asitleri ile antioksidan vitaminlerden yararlanmanızı sağlayacaktır.

Enfeksiyona karşı çinko 


Çinko eksikliği enfeksiyonlara karşı zayıflığı da beraberinde getirmektedir. Çinko kaynakları kırmızı et ve kabuklu deniz ürünleri ile karaciğer gibi hayvansal kaynaklı besinler, fındık, ceviz, fıstık gibi kuruyemişler, süt, peynir ve kuru baklagillerdir. Haftada 2-3 kez kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagilleri sofranızda bulundurmanızda fayda vardır. 

Yoğurt ve kefir koruyucu kalkan etkisi yapıyor

Probiyotik ve prebiyotikler bağırsak florasını güçlendirerek mide-bağırsak enfeksiyonlarına karşı direnç oluşturulmasını sağlar. Yoğurt ise içerdiği laktik asit ile mikroplara karşı koruma sağlar. Öğünlerinizde mutlaka düzenli olarak yoğurt, ayran veya kefir olmalıdır.

Lifli besinlere ağırlık verilmeli

Sonbaharın gelmesiyle beraber fiziksel aktivite de azalmaktadır ve bunun sonucunda kabızlık sorunu ortaya çıkabilir. Bu nedenle sonbahar ve kış mevsiminin vazgeçilmez yiyeceklerinden biri olan kuru baklagillerin, esmer ekmek, bulgur, kepekli makarna gibi tahılların ve özellikle C vitamini açısından zengin sebze ve meyvelerin tüketimine ağırlık verilmelidir. 

Günde 10-12 bardak su için 


Sıvı tüketimi vücudumuz için çok önemlidir. Sıvı eksikliğinde tüm metabolizmanızda dengesizlikler ortaya çıkmakta, hastalık halinde iyileşme gecikmektedir. Günde 10 - 12 bardak su içmeli, daha yüksek sıvı kayıplarında (ateş, ishal gibi) bu kayıplar karşılanarak, sıvı dengesi sağlanmalıdır.  

Soğuk algınlığına yakalanınca…


Çay ve kahve yerine kuşburnu, ıhlamur, adaçayı gibi bitki çayları tüketilmelidir. Bunların vücudumuzda etkilerini tam olarak gösterebilmesi için, tüketeceğiniz bitkilerin mutlaka doğal kurutulmuş olmasına ve çay haline getirirken de demlenme sürelerine özen göstermek gerekmektedir. C vitaminini yüksek miktarda içerenler başta olmak üzere, her öğünde düzenli olarak sebze ve meyve tüketilmelidir. Çorba gibi sıvı ağırlıklı besinler tercih edilerek, vücuttan toksik maddelerin uzaklaştırılması sıvı tüketimine özen gösterilmelidir.

Soğuk algınlığına karşı ne iyi gelir

(makale 2)
Soğuk Algınlığına Ne İyi Gelir?

Soğuk Algınlığına Ne İyi Gelir
Kışın soğuk günlerinde sıkça yakalandığımız soğuk algınlığı, nezle, grip gibi rahatsızlıkları en iyi tedavi eden doğal ürünlerden biri zencefildir.

Binlerce yıldır Çin, Hindistan ve diğer Asya ülkelerinde, birçok hastalığın tedavisinde kullanılan bu baharat, aynı zamanda soframızda güzel bir lezzet kaynağıdır. Zencefili hangi hastalıklarda, nasıl kullanabiliriz? Soğuk algınlığı, grip gibi hastalıklarda bir çay kaşığı toz zencefil bir tatlı kaşığı bal ile karıştırıp macun yapılarak yenildiği zaman insanın içini ısıtarak bronşlarını açar ve temizler. Balgamı söktürür, öksürüğü keser. Zencefil aynı zamanda doğal aspirindir; kanı sulandırır, damarları açar, pıhtılaşmayı önler. İyi bir zihin açıcıdır, hafızayı güçlendirir. Zencefil yeni projeler üretmek isteyen insanların ilacıdır, beyni canlandırır. İlaçların mide ve bağırsaklara yaptığı yan etkiyi yok eder. İyi bir bulantı ilacıdır. Ameliyatlardan sonraki anesteziden kaynaklanan bulantılar, deniz ve araba tutmasındaki bulantılarda etkilidir.

Zencefilin doğum sonrasında annenin emzirme döneminde, anne sütünü artırıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi vardır. Sindirim sistemini düzenler, hızlandırır, enerji verir. Zencefil, İngiltere'de besin takviyesi olarak kabul edilmiştir. Kışın salepin üzerine tarçın yerine zencefil serperek içilmesi yorgunluğu alır, sinir sistemini düzeltir. Taze zencefil kökünden yapılan turşu sofralara güzel bir çeşni olmanın yanında sindirime faydalı bir takviye olur.

Zencefil, asırlar boyu iyi bir besin ve ilaç olarak güvenle kullanılmıştır. İnsanlar üzerinde yapılan deneylerde zencefilin hiçbir yan etkisine rastlanmamıştır. Zencefil aynı zamanda çok güçlü doğal bir romatizma ilacıdır. Bal ve toz zencefil karışımından hazırlanan macun, günde üç tatlı kaşığı yenildiğinde bel ve bacak ağrılarını, romatizmayı tedavi eder. Çinliler yüz yıllardır romatizmayı zencefil ile tedavi etmektedir. Faydalarını saymakla bitiremeyeceğimiz zencefil hakkında Alman bir uzman şöyle der: "Bir kızım olsaydı adını mutlaka zencefil koyardım."

 

Soğuk algınlığına Ekinazya
Doğa Bitkisel’in yeni bitki çayı Ekinazya ile artık hasta olmak çok zor. Grip başta olmak üzere pek çok hastalığa karşı bağışıklık sistemini güçlendiren Ekinazya ile yeni yılı sağlıklı geçirebilirsiniz.

Kış mevsimi hastalıklarından soğuk algınlığı ve grip çoğu zaman birbirine karıştırılmakla birlikte, apansız bastıran enfeksiyonlara karşı insanlarımız nasıl tedavi olacağı konusunda yeterince bilgi sahibi olmamanın sıkıntısını yaşamaktadırlar.
 

Soğuk algınlığına ne iyi gelirYüksek ateş, baş ağrısı ve burun akıntısı ile kendini gösteren grip, uygun yöntemlerle tedavi edilmediği takdirde yaşlılarda ve direnci düşük hastalarda ölümcül olabilmektedir.

Konu hakkında görüşlerini aldığımız AÜ Antalya Tıp Fakültesi Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Latife Mamıkoğlu, "Gribin tedavi edilebilmesi için Türkiye'de halen bir yöntem yok. Ancak korunmak için grip aşısı uygulanmaktadır. Kendisine aşı yapılması gereken kişiler öncelikle enfeksiyon hastalıklarına direnci düşük olan kişilerdir. Bunlar da yaşlılar, çocuklar, kan hastalığı olanlar, kalp, böbrek, şeker ve astım hastaları ile vücut direnci bozukluğu olan hastalardır. Süresi bir yıl olan grip aşısını yaptıracak kişi aşının o yıl için üretilmiş olmasına dikkat etmelidir. Bu aşıyı yumurtaya alerjisi olanlar yaptırmamalıdır" dedi.

Soğuk algınlığı'nın belirtileri ise boğaz ağrısı ve hapşırma şeklinde görülüyor. Sigara kullananların bu enfeksiyona yakalanma riski fazla.Soğuk algınlığı öldürücü olmamakla birlikte bilhassa çocuklarda sinüzit ve kulak akıntısı enfeksiyonlarına yol açmakta. Doç. Dr. Latife Mamıkoğlu, "Soğuk algınlığının tedavisi'nde antibiyotiğin yeri yoktur. Soğuk algınlığına yakalananlar el, yüz ve vücut temizliğine dikkat etmelidirler. Hapşırma sırasında atılabilen mendillerle ağızları kapatmalı" diye konuştu.

Soğuk algınlığı olanlar tedavi için bol C vitamini alıp istirahat etmelidirler. Ihlamur, adaçayı gibi sıcak içecekleri ılıtıp bal veya pekmez karıştırarak içmelidirler. Ayrıca buhar tedavisi de uygulayabilirler. Kapalı mekanlar havalandırılmalı ve nemli hava solumaya özen gösterilmelidir. Burundaki akmaları önleyici birtakım ilaçlar doktor kontrolünde alınabilir.

Soğuk algınlığına ne iyi gelirSoğuk Algınlığına Ne İyi Gelir
Son yılların halk arasında en çok rağbet gören tedavi şekilleri arasında yer alan bitkiler, birçok yerde ikram olarak karşımıza çıkıyor.
 

Uygulayıcıları tarafından alternatif tıp ya da herbalizm olarak adlandırılan bu tedavi sisteminde yüzlerce bitkiden faydalanılırken, içecek olarak ikram edilen bitkilerde de bol çeşit dikkat çekiyor.

Gittiğimiz (özellikle sağlık konusunda oldukça hassas) kurum ve kuruluşların çay ocaklarında kavanozlar içerisine özenle yerleştirilmiş ve kaynatılarak içilmeye hazır pek çok bitkinin el altında bulundurulduğu dikkat çekiyor.

Yoğun iş trafiğinden bunaldınız, karnınızda bir ağrı hissettiniz, hafif baş ağrınız var, öksürüğünüz eksilmiyor, aşırı stresli ve sinirlisiniz; o halde hemen size ikram edilecek içecekler arasından durumunuza uygun olanı tercih ediyorsunuz.

Özel olarak açılan bürolarda yarı resmi veya ehliyetsiz kişiler tarafından sağlıksız ve kanunsuz uygulandığı belirtilen bu tedavi sistemine karşı olanlar olduğu gibi, destekleyenler de bulunuyor.

Soğuk algınlığına ne iyi gelirHANGİ BİTKİLER REVAÇTA?

Pek çok rahatsızlığa iyi geldiği belirtilen ve kullanımı oldukça yaygın olan bitkilerden bazılarının isimleri ve kullanım alanları şöyle :

Karabaş otu (başağrısı, mide ve kolesterole), tarçın (öksürük, astım, bronşit ve soğuk algınlığına), karanfil (çaylara katılır, tarçınla aynı özellikte), kekik (şeker hastalığına, tansiyona), sinir otu (mide hastalıklarına), nane (soğuk algınlığı, karın ağrısı, mide bulantısı, öksürüğe), kuşburnu (bol C vitamini var. Taş, kum, üre ve böbrek taşına, şeker hastalığına), oğul otu (kalp damarlarını açar, sinirleri yatıştırır), papatya (soğuk algınlığı, saç dökülmesi, cilt için, öksürüğe), anason (mide gazına ve zayıflamaya), ısırgan otu (saç dökülmesi, karaciğer ve kansere), ada çayı (soğuk algınlığına), sinemeki (hazımsızlığa, saç dökülmesine, kabızlığa).

ALTERNATİF TIP YAYGINLAŞIYOR

Uygulayıcıları tarafından alternatif tıp ya da herbalizm olarak adlandırılan bitki ile tedavi sistemi birçok yerde ikram olarak karşımıza çıkıyor. Sağlık konusunda hassas bazı kurum ve kuruluşların çay ocaklarında kavanozlar içerisine özenle yerleştirilmiş ve kaynatılarak içilmeye hazır pek çok bitkinin el altında bulundurulduğu dikkat çekiyor.

Hastalıklara meyve sebze tedavisi
Samsun Sağlık İl Müdürü Dr. Cihat Dündar, kışın yaklaştığı şu günlerde, mevsim hastalıklarından korunabilmenin en kesin çözümünün, mevsim sebze ve meyvelerini bolca tüketmek olduğunu söyledi.
 

Yaz mevsimine ait bir çok meyvenin yavaş yavaş piyasadan kalktığını ifade eden Sağlık İl Müdürü Dr. Dündar, mevsimin getirdiği mineral ve vitamin bakımından zengin sebze-meyvenin tercih edilmesi gerektiğini belirterek, "Bu mevsimde yavaş yavaş piyasaya çıkan turunçgiller tercih edilmelidir. Çünkü bu meyveler, vücut için koruyucu bir mekanizma görevi yapıyorlar" dedi.

Vücudun protein ihtiyacının karşılanması için etin de tüketilmesi gerektiğini kaydeden Dr. Dündar, "Kolesterolü ve yağı kırmızı ete göre daha az olan tavuk ve balık eti tercih nedeni olmalıdır, çünkü beyaz et, kırmızı ete göre sağlıklıdır" diye konuştu.

Mevsim hastalıklarından korunmanın diğer bir yolunun ise soğuğa karşı gerekli tedbirin alınması olduğunu kaydeden Dr. Dündar, soğuk algınlığına karşı, bu mevsimde insanların kendilerini ve vücut ısısını koruyabilecek giysilere ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Havaların soğuması ile birlikte, insanların kapalı mekanlarda kalmayı soğukta gezmeye tercih ettiklerini, bu nedenle kapalı mekanlarda hava sirkülasyonunun öneminin ortaya çıktığını da dile getiren Sağlık İl Müdürü Dr. Cihat Dündar, sözlerini şöyle tamamladı: "Dışarısı gezinti için uygun olmadığı için, insanlar sürekli kapalı alanlarda bulunuyor. Bu kapalı mekanların hava sirkülasyonlarının sağlanmasına dikkat edilmelidir. Özellikle sigara içilmeyen alanlar tercih edilmelidir. Hava sirkülasyonu yoksa, çeşitli hastalıkların yayılması kolaylaşır." 
 

Soğuk algınlığına ne iyi gelirTabiî ilaçlara dönüş başladı
Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri'nin kullandığı ve tavsiyesinde bulunduğu ilaçlar vardır. Bunların topuna birden verilen isim, Tıbb-ı Nebevi... Peygamberimiz'in tedavileri, bu yoldaki tavsiyeleri mânâlarına gelen isim. Şimdilerde bu konuda kitaplar tekrar yazılmaya başlamış. Yani yeniden geçmişe dönüş. Efendimiz'in tarif ve tavsiye buyurduğu ilaçlara yöneliş sözkonusu.


Nitekim Sur dergisi de Eylül 1994 sayısını bu konuya tahsis etmiş. "Nasıl Sağlıklı Olunur?" diye sorduğu sualine tabiî ilaçlardan topladığı örneklerle cevaplar vermiş. Biz de bugünkü yazımızda bu sayıdaki tesbitlerden örnekler sunmaya çalışacağız. Herhalde faydalı olacak, kolay elde edilen bazı tabiî ilaçlar dikkatinizi çekecektir. Konunun uzmanı ile yapılan sohbette dikkatimizi çeken hususlar şöyle ifade edilmiştir.

* * *

Mesela, Anadolu'da her sofrada kuşburnu, kuşburnu şurubu (marmelatı) bulunur. Bilhassa kışın. Yeni yeni öğreniliyor ki dünyada en yüksek (C) vitamini ihtiva eden meyve, kuşburnudur. Demek dedelerimiz bunu çok önceden biliyorlardı.

Eskiden balıkyağı çok kullanılırdı. Şimdi pek kullanılmıyor. Dedelerimiz üşütme, soğuk algınlığı ve şişmanlamayı balıkyağıyla önlerlerdi. Şimdi yapılan araştırmalarda balıkyağının kolesterole ve tansiyona çok iyi geldiği ortaya çıkmıştır.

Eskiden kullanılan gıdaları yeni yeni çözümlüyor bugünkü ilim. Mesela bal: Balın üzerinde durmak mecburiyetindeyiz.

Öyle mühim bir gıda ki, insan sağlığına fevkalade iyi geliyor. İshal mi oldunuz, soğuk bal şerbeti için. İshalinizi keser. Kabız mı oldunuz, sıcak bal şerbetini için, kabızlığınızdan kurtulursunuz. Öksürüyor musunuz? Balla karabiberi karıştırarak yeyin. Öksürüğünüzü kessin.

Bronşit mi var? İki kaşık bal, bir kaşık tereyağı, bir çay kaşığı karabiberi kaynat, sıcak sıcak iç, güzelce sarıl, yat, terle. Vücudunda bronşit veya soğuk algınlığı gitsin.

Zeytin... Kur'an'da var. Tıbb-ı Nebevi'de var. Zeytinyağı üreten çevrede yapılan araştırmalarda kalb hastalıkları çok azalmış. Adetâ yok... Zeytini döv, çıbanın veya kan toplanan yerin üzerine koy, kanı hemen dağıtsın.

Zeytin yaprağını kaynat, suyunu birer bardak sabah akşam iç, şekerin varsa şifa bulursun.

Grip misin? Burnun tıkalı ne yapacaksın? Zeytin yapraklarını al, bir tutamını suya at, kaynatırken buharında dur, teneffüs et, burnun açılsın...

Dedelerimiz eskiden çikolata mı yiyordu? İkaz ediyorum: Bir yere giderken çocuklara çikolata götürmeyin, fındık, fıstık, üzüm, incir kurusu götürün, keçiboynuzu, badem hediye edin...

Dedelerimiz öksürünce ne yapardı? Bir tutam elma kabuğu, ıhlamur, soğan, limon kabuğunu kaynayan suya koyar, beş dakika kaynatır içerdi. Lahanayı unutmayın. Sütle beraber kaynatın, çocukların öksürükleri için kullandırın. Göğsü hemen yumuşatır, yan tesiri de hiç olmaz... İncir yaprağını sütle kaynatın, şekere iyi gelir. İncir yaprağını suyla kaynatıp içtiğinizde de ishala iyi gelir. İncir meyvesini yerseniz ishal yapar, zeytinyağına koyup bekleterek yerseniz kabızlığa iyi gelir, bağırsakları çözer, ishali önler.

Soğan, sarmısak deyip de geçmeyin. Bol miktarda soğan, sarmısak yenip pekmez içilmesini tavsiye ederim. Çay içerken de şeker yerine bal, ya da pekmez kullanılmasında da faydalar vardır.

* * *

Yazımızı Peygamberimiz'in ölümsüz bir sözüyle bağlayalım:

"Tedavi olun ey Allah'ın kulları! Allah (c.c.) şifasını yaratmadığı derdi de yaratmamıştır. Yaşlılık ve ölüm bundan müstesna... "

Grip, kronik hastalıkları kontrolden çıkarıyor 
İstanbul Üniversitesi (İÜ) İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, gribin basit birsoğuk algınlığı gibi görülmesinin yanlış olduğunu anlatarak, “Kanser, kalp, böbrek gibi kronik bir hastalığı bulunan kişilerde grip hastalığı tehlikeli bir eğilim göstermektedir.

Grip nedeniyle vücudun halsiz düşmesi durumunda kronik hastalıklar kontrolden çıkabilir.” dedi.

Grip sebebiyle Türkiye’de her yıl 4–5 bin kişinin hayatını kaybettiğini ifade eden Prof. Dr. Badur şunları söyledi: “Grip nedeniyle kontrolden çıkan kronik hastalıklar ölümlere sebep olabiliyor. Ancak, kayıtlarda ölüm sebepleri kalp krizi, kanser ya da başka bir hastalık olarak görülüyor. Bu nedenle gribin sebep olduğu ölüm sayısı tam olarak bilinmiyor.”

Türk toplumunun gribi ciddiye almadığını; ama risk grubuna giren herkesin aşı olması gerektiğini kaydeden Badur, risk grubuna girenleri ise şöyle sıraladı: “65 yaşın üstündekiler, kalp, böbrek, şeker gibi kronik rahatsızlıkları olanlar ve çocuklar risk grubundadır. ”

Acıbadem Bağdat Caddesi Polikliniği Başhekimi Dr. Aydoğan Lermi ise, gribin nezle ve soğuk algınlığı ile karıştırılmaması gerektiğini söyledi. Dr. Lermi, nezle ve soğuk algınlığının sadece baş ve boynu etkilediğini, gribin ise bütün vücudu etkilediğini kaydetti. Lermi, yumurta alerjisi olanlar ile 6 aydan küçük bebeklere grip aşısı yapılmaması gerektiğini ifade ederken, hamilelerin de aşı yaptırması gerektiğini sözlerine ekledi.

 

Soğuk algınlığı, çocuklarda ciddi hastalıklara kapı açabilir
Havalar ısındı diyerek rehavete kapılmayın. Çünkü gece ve gündüz sıcak farklılığının fazla olduğu şu günlerde çocuklarınızı soğuk algınlığına karşı korumaya özen gösterin ki soğuk algınlığı başka hastalıklara kapı açmasın.
 

Bebekler ve çocuklar kış aylarında ve mevsim değişimlerinde sıkça hastalanıyor. Özellikle, virüslerle bulaşan soğuk algınlığı çocukların en çabuk yakalandığı hastalık. Aslında çok ciddi bir durum olmayan soğuk algınlığı, vücudun direncini düşürerek bebek ve çocukların bronşit, zatürree gibi önemli hastalıklara yakalanmalarına kapı açıyor. Soğuk algınlığı'ndan sonraki hastalıklar için aileleri dikkatli olmaya çağıran Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Seçil Sözen "Bronşit, akciğer hava kanallarında oluşan iltihabî bir durumdur. Nedeni basit bir soğuk algınlığı olabilir.Soğuk algınlığı gibi başlayan enfeksiyon bronşite ilerleyerek solunum güçlüğü ve balgamlı hale gelen öksürüğe dönüşebilir. Bronşitte hızlı ve hırıltılı solunum mevcuttur. Genelde öksürüğün ardından kusma olabilir. Bu durumda derhal bir doktora başvurmak gerekir." diyor.

Çocukluk yaş grubunda çok sık görülen akut solunum yolu enfeksiyonlarının en önemli sebebi olansoğuk algınlığına virüsler sebep oluyor. Direkt temas ile bulaşan virüs, ağza veya burna girerek hastalık için zemin hazırlıyor. Solunum yolu etrafındaki epitel dokuda ve mukoza bezlerinde iltihaplanmaya yol açıyor. Böylece hastalığın belirtileri olan burun akması, boğaz ağrısı ve hapşırmalar başlıyor.

Soğuk algınlığının önemli belirtisinin boğaz ağrısı olduğuna dikkat çeken Dr. Seçil Sözen, hastalıkla ilgili şu bilgileri veriyor: "Boğaz ağrısı genellikle solunum sistemindeki bir soruna işarettir. Bebekler veya çocuklar boğazlarındaki rahatsızlıkları anlatamaz. Ancak onların yutkunmada zorluklarını anlamak kolaydır. Boğaz ağrısı bazen bakteriler tarafından iltihaplanan bademciklerden dolayı da olabilir. Çocuğunuz boğaz ağrısından yakınıyorsa ya da beslenirken yutkunma güçlüğü çekiyorsa kuvvetli ışık altında başını arkaya doğru çevirip, temiz bir kaşıkla dilini yavaşça bastırıp ''aaa'' dedirtip boğazını ve bademciklerini görebilirsiniz. Eğer iltihabi bir görünüm mevcutsa bu enfeksiyon soğuk algınlığı olmadığı için çocuğunuz ile derhal doktora başvurun."

Soğuk algınlığı ile karışan diğer bir klinik tablo da saman nezlesidir. Hapşırık, burun akıntısı, kaşıntılı ve sulanan gözler bu hastalığı gösterir. Genellikle ilkbahar ve yaz aylarında çiçek ve ağaçlardan gelen polenlerle kendini gösterir. Saman nezleli çocuklar burnu tıkalı olduğundan ağızları açık dolaşır. Soğuk algınlığındaki ateş saman nezlesinde yoktur.

Hamileler kış hastalıklarına karşı daha dikkatli olmalı
Kış aylarında en sık görülen rahatsızlıkların başında soğuk algınlığı ve grip geliyor. Bu hastalıkların tedavisinde sıradan insanlar gibi her türlü ilacı, ağrı kesiciyi ve bitki çaylarını içemeyen hamile kadınların, hasta olmamak için daha dikkatli olmaları gerekiyor.
 

Acıbadem Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Bölüm Sorumlusu Doç. Dr. Tolga Ergin, hamileliğin, gribe yakalanmak için tek başına bir risk faktörü oluşturmadığını, ancak hamile bir kadın gribe yakalandığında komplikasyon görülme ihtimalinin arttığını belirtiyor. Hamilelik, bağışıklık sisteminin yanında solunum, dolaşım sisteminde de değişikliğe sebep olarak komplikasyonlar açısından daha yüksek risk taşımasına sebep oluyor. Grip ve soğuk algınlığından korunmak için kapalı ve kalabalık yerlerden mümkün olduğunca uzak durulması, ayrıca ellerin sık sık yıkanması gerekiyor.

Her iki hastalık için de kesin bir tedavi yöntemi olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Tolga Ergin, tedaviden ziyade hastalığa yakalanmamanın önemli olduğunu söylüyor. Ergin, tedavi ile ilgili şu bilgileri veriyor: "Her iki hastalık da virüs sebepli olduğu için, bu enfeksiyonların üzerine ikincil bakteriyel bir enfeksiyon eklenmediği sürece antibiyotik tedavisinin yeri yoktur. Hastalığa yakalanmamak için bahsettiğimiz korunma önlemleri oldukça önemlidir. Ancak şikayetlerin daha hafif bir şekilde seyretmesini sağlayacak bazı destek tedavileri de mevcuttur. Özellikle istirahat ve mümkünse yatak istirahati gerekiyor. Bulunulan ortamın ısısının yeterli sıcaklıkta, havalandırılmış ve hafif nemli olması da sağlanmalı. Her gün yeterli miktarda (2-3 litre/gün) sıvı alınması gerekli. Dengeli ve düzenli beslenmenin yanında karbonhidrat alımının yeterli olmasına özen gösterilmeli. C vitamini kaynağı olan meyvelerin bolca tüketilmesi vücudun direncini artırmak açısından önem taşıyor. Eğer ağrı ve ateş var ise, parasetamol güvenle kullanılabilir. Burun tıkanıklığı için çocuklar için kullanılan serum fizyolojik veya okyanus suyu gibi sprey ve damlalar; boğaz ağrısı ve yanmalar için ise yumuşatıcı pastiller rahatlıkla kullanılabilir."

Uzun süren yüksek ateş tehlikeli

Ergin'in bahsettiği ilaçlar gebeliğin her döneminde rahatlıkla kullanılabiliyor. Bu ilaçların dışında gribal enfeksiyonlarda hastalığın daha rahat geçirilebilmesi amacı ile önerilen antihistaminikleri içeren bazı ilaçlar da bulunuyor. Bunların içeriğinde parasetamole ek olarak C grubu (kullanılması halinde potansiyel risk taşıyan ilaç grubu) maddeler bulunduğundan, kesinlikle doktor kontrolü altında kullanılması gerekiyor. Soğuk algınlığı ve gribin üzerine ikincil bir bakteriyel enfeksiyon eklenmesi durumunda antibiyotik kullanılabildiğini ifade eden Doç. Dr. Tolga Ergin "Doktor kontrolünde ve gerçekten gerekli durumlarda kullanmak kaydı ile gebeliğin her döneminde ve güvenle kullanılabilen antibiyotikler bulunuyor. Gribal enfeksiyon daha sık olmak üzere her iki hastalık da komplikasyonlara sebep olabilirken zatürree gibi ciddi durumlar soğuk algınlığı'nda görülüyor. Dolayısı ile ateşin birkaç gün 38,5 derecenin üzerinde kalması, nefes almada zorluk, göğüs ağrısı, döküntü gibi durumlarda hiç beklemeden doktora haber verilmeli." diyor.

Grip, hava ile bulaşır

Soğuk algınlığı rhinovirüs adı verilen bir grup virüsün yol açtığı bir durum. İnfluenza virüslerinin sebep olduğu gripal enfeksiyon ise soğuk algınlığına oranla daha ağır seyreden bir hastalık. Gribal enfeksiyonda soğuk algınlığından farklı olarak ateş ön plandadır. Bütün soğuk algınlığıbelirtilerinin yanı sıra (burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, boğaz ağrısı, iştahsızlık, halsizlik vb.) öksürük, boğaz ağrısı, yaygın kas ve eklem ağrıları mevcuttur. Grip virüsü damlacık enfeksiyonu ile (virüsü taşıyan bireyin ortama soluduğu havayı başka bir bireyin soluması) havadan alır. Su damlacıkları yaklaşık 2 saat boyunca havada kalabilmektedir. Belirtilerin ilk görüldüğü dönem bulaşıcılığın da en fazla olduğu dönemdir. Öte yandan eller de bulaşmada rol oynayabildiğinden öpüşme ve tokalaşma gibi yakın temastan kaçınmak bulaşma ihtimalini azaltacaktır.


‘Ceketinizi çıkartmayın!’

Çiçek tozu (polen) ve çimen gibi bazı kişilerde alerjilere sebep olan maddelerin, mevsim dolayısıyla en fazla olduğu şu günlerde, saman nezlesinden korunmak için vücudun savunmasını düşüren ani sıcak-soğuk değişikliklerinden korunmak gerekiyor. Polen, spor ve ev tozları gibi maddelerin saman nezlesine yol açtığını belirten Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak-Burun-Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Erkan, soğuk algınlığının da vücutta bulunan fırsatçı mikropların enfeksiyon oluşturması için iyi bir zemin olduğunu, bu sebeple ceket ve kazak gibi kalın giyeceklerin hemen rafa kaldırılmaması gerektiğini söyledi.

Çinko soğuğu yenemedi 
Çinko sülfatın, soğuk algınlığının tedavisinde düşünüldüğü kadar etkili olmadığı tesbit edildi. ABD’nin Wisconsin eyaletindeki Marshfield Tıp Araştırma Merkezi’nde, çinko sülfat içeren burun spreyi, 160 hasta üzerinde denendi. 14 günlük araştırmanın sonucunda, çinko sülfat burun spreyi kullanan hastalarda, çinkonun herhangi bir etki yapmadığı, her iki gruptaki deneklerde de hastalığın aynı durumda olduğu gözlendi.

Soğuk algınlığına karşı ne iyi gelir Soğuk algınlığına karşı ne iyi gelir hakkinda aciklamalar Soğuk algınlığına karşı ne iyi gelir konusunda bilgiler.

Soğuk algınlığına iyi gelen meyveler!

(Makale 3)
Uzmanlar, bağışıklık sistemini kuvvetli ve direnci yüksek tutmak için daha sık ve doğru meyve ile sebze tüketilmesi gereğine dikkat çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı tarafından da desteklenen, “Günde en az 5 meyve tüketin” mesajı ile geçtiğimiz  Mayıs ayında bir kampanya başlatan Meyve Suyu Endüstrisi Derneği (MEYED) Genel Sekreteri Ebru Akdağ, içinde bulunduğumuz soğuk algınlığı mevsiminde sarı ve kırmızı meyvelerin ağırlıklı olarak tüketilmesini öneriyor. Çoğu zaman soğuk algınlığı denince akla bile gelmeyen elma, üzüm, vişne ve şeftali aslında vücudun sağlığı için koruyucu bir kalkan oluşturan meyvelerin başında geliyor. Tüm bu meyvelerin kış meyvesi olmaması nedeniyle uzmanlar, söz konusu meyvelerin içerdiği vitaminlerin meyve sularından alınmasını öneriyor.

Uzmanlardan gribe karşı bilinmesi gereken ‘7 meyve gerçeği’

1. Portakal ve limon, vücudun günlük C vitamini ihtiyacının yarısını karşılıyor! 
2. Özellikle ateşli hastalıklara karşı güçlü bir silah olan vişnenin suyu, susuzluğa birebir… 
3. Lifli meyveler kayısı ve şeftali de gribe savaş açıyor… 
4. Zihinsel yorgunluk için elma çok etkili! 
5. Sihirli iksir üzüm suyu, bol miktarda A ve C vitamini deposudur. 
6. Çok eski zamanlardan beri boğaz ağrısı ve sindirim sistemi rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılan yabanmersini yeniden keşfediliyor. 
7. Meyveyi bulamıyorsan suyunu iç! 

 

 A' dan Z' ye Şifalı Bitkiler