bitkigiller_bitkiler_hakkinda_hersey
 A' dan Z' ye Şifalı Bitkiler

Bağışıklık sisteminizi güçlendiren besinler


Hastalıklardan korunmak için Bağışıklık sisteminizi güçlendiren besinler
Güçlü bir bağışıklık sistemi, her şeyden önce hastalıklara yakalanmamızı önler. Bunun için yaşlı-genç herkesin özellikle yediği besinlerle bağışıklık sistemini güçlendirmesi gerekir. Brokoli, kivi, enginar, yoğurt, domates, havuç gibi besinler hem bağışıklık sistemini güçlendirir hem de kendimizi sağlıklı ve dinç hissetmemizi sağlar.
Sağlıklı olmanın birincil koşulu doğru beslenmek! Düzenli ve dengeli beslenerek bağışıklık sisteminizi de güçlendirmeniz mümkün… Biliyorsunuz, güçlü bir bağışıklık sistemi bebeklerden  yaşlılara kadar herkes için önemli.  Hastalıklardan korunmanın en birincil koşulu. Bunun öneminin herkes farkında ama iş doğru beslenmeye gelince birçoğumuz yediklerine yeterince dikkat etmiyor.  Oysa çok basit önlemler ve doğru besinlerle bağışıklık sistemini güçlendirmek zor değil! Acıbadem Poliklinik Bağdat Cad. Dyt. Evrim A. Demirel ve Acıbadem Hastanesi Kozyatağı Beslenme ve Dyt. İpek Cirit bağışıklık sistemini güçlendiren besinlerle ilgili önemli ipuçları veriyor.
Anti-oksidanlar önemlihttp://www.acibadem.com.tr/guncelsaglik/user_images/image/beslenme18Nisan2.jpg
Sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmenin, bağışıklık sisteminin dengelenmesinde olumlu etkileri olduğunu araştırmalar ortaya koyuyor. Peki ama bu nasıl oluyor? Evrim Ayhan soruyu şöyle yanıtlıyor:  “Yediklerimiz, vücuda enerji vermek için oksijenle yanarlar, yanma sırasında zararlı maddeler olan serbest radikaller oluşur. Serbest radikallerde, bir elektron eksilmiştir ve bu eksik molekülü elde etmek için serbest moleküller başka moleküllere saldırır, saldırılan molekül serbest radikal haline gelir ve çoğalır. Çoğalan serbest radikaller, vücudun tüm hücre ve organlarına zarar vermeye başlarlar. Bunun dışında çevredeki hava kirliliği, ultra viyola ışınları, radyasyon, egzoz gazları, sigarı dumanı gibi bir çok faktör hücrelerimizi etkileyerek serbest radikalleri çoğaltır. Vücutta serbest radikallerin çoğalması kalp hastalığı, kanser, katarakt ve yaşlanma gibi sağlık sorunlarını daha çabuk ortaya çıkarır. Bu zararlı etkilerden kurtulmak için vücudumuz serbest radikallere karşı savunma mekanizması geliştirir. Vücutta üretilen bazı enzimler, serbest radikallerden kurtulmamızı sağlar, yanmayı (oksitlenmeyi) önleyen anti-oksidan maddeler enzim miktarını artırır. Böylece savunma mekanizması güçlenir.” İşte anti-oksidan besinlerin önemi burada ortaya çıkıyor. Bu anti-oksidanların en önemlileri C ve E vitamini ve beta-karotendir. Anti-oksidanları içeren besinleri günlük beslenmemiz içerisinde bol miktarda tüketmek gerekiyor. Limon, portakal, çilek, greyfurt, kivi, dolmalık biber, enginar, brokoli, fasulye, maydanoz, kuşburnu ve ahududu da bol miktarda C vitamini ayçiçek yağı, zeytin yağı, fındık,  badem, soya, ceviz ve fıstık türleri de E vitamini yönünden zengin. İpek Cirit, E vitaminin önemi konusunda şunları söylüyor: “E vitamini selenyum ile birlikte bağışıklık sisteminin fonksiyonunu artmasına yardımcı olur. Vitamin E hem erkekte hem de kadında kalp krizi riskini azaltır, birçok kanser türüne karşı da vücudumuzu korur. Turuncu, kırmızı, yeşil sebze ve meyvelerde bol miktarda bulunan beta karoten de bağışıklık sistemi hücrelerinin sayısında önemli derecede artış sağlar. Bu vitamini içeren gıdaları tüketmekle hem bağışıklık sistemini güçlendirmiş, hem de kanserden korunmuş oluruz.” Üstelik beta karoten, vücutta A vitaminine çevrilerek dolaylı yarar da sağlıyor.  A vitamini, havuç, ıspanak, kabak, marul, brokoli, karaciğer ve domateste bulunuyor. 
Probiyotikler
Probiyotik kelimesi son 5-10 yılda hayatımıza girdi. Bu besin grubu güçlü bir bağışıklık sisteminin bir parçası! Probiyotikler bağırsak florası için faydalı etkilere sahip olan canlı bakteriler bileşimi ve bağırsak sistemini destekleyerek hastalık yapan mikroorganizmaların üremesine engel oluyorlar. Evrim Ayhan “En önemli probiyotik yiyecek yoğurttur” diyerek şöyle devam ediyor: “İshal ile besin alerjilerinin önlenmesi ve iyileştirilmesinde önemli faydaları vardır. Sindirimi kolaylaştırırlar ve  bağırrsaklarda üretilen vitaminlerin sentezinde rol alırlar. Sütteki laktozun laktik asit bakterileri tarafından laktik asite çevrilmesi ile oluşan yoğurt içinde bulunan yararlı bakteriler sayesinde probiyotik etki yaparak hem çocukların hem de erişkinlerin bağışıklık sistemini güçlendirir.”
Bu besinleri beslenmenize ekleyin
Kimisinin adını sıkça duydunuz, kimisini ise muhtemelen ilk kez duyuyorsunuz ama öyle  besin maddeleri var ki günlük beslenmemize eklememiz bağışıklık sistemini güçlendirici etki yapıyor. İpek Cirit bu besinlerle ilgili şunları söylüyor: “Keten tohumunu içeriğinde bulunan lignan östrojene bağlı gelişen kanser riskini azaltır. Soya fasulyesinin içeriğinde bulunan isoflavanlar kanser, kemik erimesi ve kalp damar hastalıkları riskini azaltır. Sarımsakta bulunan kükürtlü bileşikler kanser ve kalp damar hastalıkları riskini azaltır. Meyan kökünde bulunan glikozidler alerji ve iltihabı azaltır.  Bununla birlikte omega 3 yağ asitleri adı verilen ve balıkta bolca bulunan yağ asitleri ve proteinli gıdalarda aldığımız arginin amino asidi, bağışıklık sistemimiz için önemli besin kaynaklarıdır. Bağışıklık sistemimizi güçlendirecek gıdalara ek beta-glukan, ekinezya, probiyotikler, izozomlar ve yeşil çay gibi doğal maddeleri saymak da mümkündür.  Ekinezya doktorlar tarafından çok eski tarihlerden bu yana soğuk algınlığı tedavisinde kullanılır. Fakat ekinezyanın düzenli ve sürekli kullanılması halinde bile, vücudun buna alışması bağışıklık sisteminde gerektiğinde istenilen etkiyi gösteremeyebilir. Bu nedenle doktor kontrolü ile kullanılması gerekir.”
BESİNLER VE VİTAMİN DEĞERLERİ
1.       C VİTAMİNİ - Limon, portakal, çilek, greyfurt, kivi, dolmalık biber,http://www.acibadem.com.tr/guncelsaglik/user_images/image/beslenme18Nisan1.jpg enginar, brokoli, fasulye, maydanoz, kuşburnu ve ahudududa var. Serbest radikallere karşı savunma mekanizması geliştiriyor.
2.       E VİTAMİNİ  - Ayçiçek yağı, zeytin yağı, fındık,  badem, soya, ceviz ve fıstık türlerinde bulunuyor. Hem erkekte hem de kadında kalp krizi riskini azaltır, birçok kanser türüne karşı da vücudumuzu koruyor
3.      A VİTAMİNİ -  Havuç, ıspanak, kabak, marul, brokoli, karaciğer ve domateste bulunuyor.  Bağışıklık sistemi hücrelerinin sayısında önemli derecede artış sağlar.
Diyor ki
Evrim Ayhan
Vücudumuz serbest radikallere karşı savunma mekanizması geliştirir. Vücutta üretilen bazı enzimler, serbest radikallerden kurtulmamızı sağlar, yanmayı (oksitlenmeyi) önleyen anti-oksidan maddeler enzim miktarını artırır ve böylece savunma mekanizması güçlenir.”
İpek Cirit
Ekinezya doktorlar tarafından çok eski tarihlerden bu yana soğuk algınlığı tedavisinde kullanılır. Fakat sürekli kullanıldığında vücudun buna alışması bağışıklık sisteminde gerektiğinde istenilen etkiyi gösteremeyebilir. Bu nedenle doktor kontrolü ile kullanılması gerekir.


Bağışıklık sistemini güçlendiren 10 süper meyve

(Makale 2)
NAR 
Antioksidan deposu olan nar, beyin için faydalıdır. Gerçekte, bazı araştırmalar bir narın içinde yaklaşık 600 tanesi olan meyvenin yeşil çaydan 3 kat daha fazla antioksidan içerdiğini gösteriyor.
ACAİ ÇİLEĞİ
Güney Amerika yağmur ormanlarında yetişen çilekte, omega yağ asitleri, protein ve lifin yanında yaban mersininden 2 kat daha fazla antioksidan bulunuyor. Oldukça güçlü olan meyve hakkında yapılan bazı araştırmalar, laboratuar çalışmalarında kanser hücrelerini öldürdüğünü gösterdi.
AVAKADO
Yumurta şeklindeki meyve, kanser, kalp ve şeker hastalığı riskini azaltan sağlıklı tekli doymamış yağ içeriyor.
YABAN MERSİNİ
Kuzey Amerika'ya özgü yaban mersini bu ülkede temel bir besindir. Küçük yaban mersinleri antioksidan-larla dolu ve aynı zamanda yaşlanmayı önlüyor, beyin ve görme fonksiyonunu geliştiriyor.
KIZILCIK
Sadece idrar yolu enfeksiyonlarıyla savaşmada etkili olmayan kızılcık, hücreleri serbest radikaller diye bilinen bileşiklere karşı koruyan antioksidanlarla dolu.
KURT ÜZÜMÜ (Goji Berry)
Çin, Moğolistan ve Tibet'te Himalayalar'da bulunan, ülkemizde kurt üzümü olarak bilinen meyve, 6 bin yıldır, herbalistler tarafından karaciğeri korumak, görüş bozukluğuna yardımcı olmak, bacakları güçlendirmek, bağışıklık sistemini desteklemek ve anti-aging olarak kullanıyorlar. Bu üzümlerde, gözün retinasını koruyan karoten içeren maddeler bulunuyor.
KİVİ
Günlük C vitaminine mi ihtiyacınız var? Bunun için biraz kivi yemeniz yeterli. Çünkü kivi, portakaldan daha fazla C vitamini ile en az muz kadar potasyum içeriyor.
MANGOSTEEN
Güneydoğu Asya'ya özgü olan meyve, Mayo Clinic'in sitesinde rapor ettiği gibi önemli derecede antiinflamatuar etkiye sahip. Tropikal olan bu meyve, aynı zamanda zengin bir antioksidan kaynağı ve laboratuarda anti inflamatuar etkiye sahip kimyasallar içeriyor.
NONİ MEYVESİ
Güneydoğu Asya'ya özgü olan meyvede bol miktarda antioksidan bulunuyor. Yüksek kan basıncını düşürmeye ve mafsal ağrısnı hafifletmeye yardımcı oluyor.
YALANCI İĞDE(Seabuckthorn)
Yumuşak ve sulu olan meyve Avrupa ve Asya'da yetişiyor. C vitamini bakımından zengin olan yalancı iğde bağışlık sistemini destekliyor.

Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek İçin Nasıl Beslenmeli ?

KALİTELİ BESLENEREK BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZİ GÜÇLENDİREBİLİRİZ. Bağışıklı sistemi; vücudumuzu enfeksiyonlara yol açan virüs,bakteri ve parazit gibi mikroorganizmaların zararlı etkilerine karşı koruyan sistemdir.Güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak,pandemik yada mevsimsel grip yada soğuk algınlıklarından korunmak için önemlidir. Gribal enfeksiyonlardan korunmak yada enfeksiyonlarla savaş halindeki vücudumuzun bağışıklık sistemini güçlü tutmak ise tabiî ki bizim elimizdedir. Salgına karşı üretilen ilaç ve aşı yöntemlerine başvurmadan önce, vücudumuzun doğal bağışıklık sistemini korumak ve güçlendirmek için sağlıklı beslenmek birincil kural . 

Peki güçlü bir immün sisteme nasıl sahip oluruz? 


1.BESİN ÇEŞİTLİLİĞİ – BİRİNCİ ÖNCELİK!Çeşitlilik yaşamın tadıdır.Her renkte,farklı lezzetteki besinleri her gün tüketmek sağlıklı bir bedene sahip olmanın temel kuralıdır. Besinlerin çoğu birden fazla besin öğesi içermekte ancak hiçbiri hepsini içermemektedir.Tek çeşit beslenme şekli birçok önemli besin öğesinden mahrum kalmamız demektir. Bu yüzden güçlü bir immün sistem ve kaliteli bir besin örüntüsü için süt , et grubu , sebze, meyve, yağ ve yağlı tohumlar , tahıllar günlük beslenmemizde dengeli bir şekilde yer almalıdır. 


2.İYİ BESLEN AMA KİLO ALMA !Tabi iyi beslenelim derken dozu kaçırmamalıyız. Yapılan birçok bilimsel çalışmada şişman yada obezlerin immün sistemlerinin daha zayıf olduğu ,fazla yağ dokusunun immün sistemi olumsuz etkilediği ve inflamasyona yol açtığı gösterilmiştir. Şunu unutmamalıyız ki; bağışıklık sistemimizi çok yemek değil, yeterli ve kaliteli beslenmek güçlendirir. 


3.KAHVALTI ŞART!Güçlü bağışıklık sistemi güçlü bir bedende bulunur.Kahvaltı, gece açlığını takiben,biten enerjinin tekrar depolanabilmesi için en önemli öğündür. Beynin en önemli enerji kaynağı glikozdur ve güne zinde başlamak için besleyici bir kahvaltı şarttır. Ancak sabah sadece karbonhidrat ve şeker içeren besinler ile güne başlamak doğru değildir. Benim size önerdiğim sağlıklı kahvaltı şöyle; C vitamini içeriği yüksek bir yeşil çay yada bağışıklı sistemini destekleyici adaçayı,ıhlamur, melisa yada papatya çayı,1 tatlı kaşığı organik bal,2 parça ceviz yada çiğ badem ,1 bardak yağsız süt yada 1 dilim light peynir,haşlanmış yumurta,lif içeriği ve besin değeri zengin tam buğday ekmeği ve tabiî ki organik mevsim sebzeleri.Sağlıklı değilmi…..


4.ANTİOKSİDANLAR –İMMÜN SİSTEMİN CEVGAVER SAVAŞÇILARI!Son yıllarda adını sıklıkla duyduğumuz antioksidanlar; immün sistemi koruyan,bir savaş halinde vücudumuzu savunan askerlerdir. Peki nedir bu ‘antioksidan’ terimi? Vücudumuzda enerji üreten tüm hücreler oksijene ihtiyaç duyarlar .Oksijen yaşamın temelidir. Ancak diğer bir yandan oksijen ,hücrelerimizde yandığında serbest radikaller adı verilen zararlı maddeler de oluşur. Serbest radikaller vücut hücrelerine zarar verir. Tabi bir de ultraviole ışınlar, tarım ilaçları, sigara , egzoz dumanı ve stres gibi çevresel faktörler de eklenince serbest radikal oluşumu kaçınılmaz. Ve hücre hasarı sonucunda , kanser, kalp, damar hastalıkları, artrit, zayıf bağışıklı sistemi ve erken yaşlanma gibi bazı sağlık sorunlarıyla karşılaşmak mümkündür. Bu sebeple antioksidan besinler güçlü bir immün sistem için büyük önem taşır. Tabiki tüm vitaminler çok değerlidir ancak özellikle antioksidan etkileriyle öne çıkan vitaminler; Beta karoten , C ve E vitaminidir. 


Her antioksidan kendine ait biyolojik işlevi yerine getirir. Suda eriyen C vitamini hücre içi ve dışı sıvılarda serbest radikallerle savaşır.E vitamini ve beta karoten yağda erir özelliktedir ve lipit ve yağ dokularında bulunurlar. Antioksidanlar beraber çalıştıkları için herhangi birinin aşırı yada yetersiz alımı durumunda diğerlerinin yararlarını engellerler. Selenyum ,Çinko gibi eser elementlerin yapısında bulunan bazı enzimler de organizmada antioksidan etki gösterirler. 



*KAROTENOİDLER-YAŞAMIN RENGİ!Markette gezerken sebze, meyve reyonunda karotenoidlerin varlığı hemen göze çarpar. Havuç,kırmızı biber,turp,yeşil biber,kayısı vs. Her köşebaşında karotenoidlerden bir üye görmeniz kaçınılmaz. Koyu yeşil renkte olmalarına rağmen ıspanak, brokoli gibi sebzelerde bile karoten vardır. Renklerin tüm tonlarını görebileceğiniz bu tabloya rengini veren madde karotenoidlerdir. Tüm karotenoidlerin içinde en çok karşılaşılan ,vücudumuzda A vitaminine çevrilen beta karotenlerdir.A vitamini yağda eriyen ,çok güçlü bir antioksidan vitamindir. Göz sağlığımız, epitel doku ve kemik gelişimi ve üreme için gereklidir. Kanser oluşumuna karşı hücreleri oksidatif stresten korur. Bağışıklık sisteminin yeterliliği için gereklidir. En zengin kaynakları hayvansal yiyeceklerden; karaciğer,balık,süt ve yumurta sarısıdır. Bitkisel kaynaklardan ise; sarı,turuncu ve yeşil sebze,meyvelerdir. A vitamini vücudumuzda depolandığı için uzun süre yüksek doz alımı zararlı etkilere yol açabilir.



*E VİTAMİNİ _YAĞSIZ OLMAZ !Yağda çözünen bir vitamin olan E vitaminin en önemli görevi antioksidan özelliği ile hücreleri oksidasyona karşı korumasıdır. E vitamininin en iyi kaynakları; bitkisel yağlar ,margarin, yağlı tohumlar, susam ve buğday özüdür. Yeşil yapraklı sebzeler az miktarda E vitamini içerirler. Besinlerde bol miktarlarda bulunduğu için yetersizliği çok seyrek görülür. *C VİTAMİNİ- SANILANDAN DAHA DA DEĞERLİ!C vitamini suda çözünür vitaminlerdendir. C vitamini bir antioksidan olarak beta karoten ve E vitamini ile benzer yolları izleyerek vücudumuzu zararlı maddelerden korur.C vitaminin A ve E vitamininden en önemli farkı vücut sıvılarındaki serbest radikallerle savaşmasıdır. Suda çözünebildiği için vücudumuzun farklı bölgelerinde koruyucu etki gösterebilir. Fakat vitaminlerin içinde en dayanıksız olanı olduğu unutulmamalıdır. 


Besinlerdeki C vitamini havanın oksijeniyle okside olur ve vitamin aktivitesini kaybeder. Bu sebeple besinleri hazırlama ve pişirme yöntemlerine dikkat edilmelidir. Taze ya da kısa süre pişirerek tüketmeye özen gösterilmelidir. C vitamini diğer yağda eriyen vitaminler gibi vücutta depolanmadığından, zengin besinlerin hergün düzenli tüketilmesi önemlidir. Bilindiği üzere portakal, mandalina gibi turunçgiller C vitamininden en zengin besinlerdir. Tabi soyulduktan yada suyu sıkıldıktan hemen sonra yenip içildiği takdirde. Ancak sanıldığı gibi tek kaynak bunlar değildir. Kırmızı biber, papaya, brokoli, yeşil biber, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve domates C vitaminin diğer zengin kaynaklarıdır. 


5.OMEGA 3 YAĞ ASİTLERİ-İSPATLANMIŞ EN ÖNEMLİ ANTİİFNLAMATUAR BESİNLER.İmmün yanıt, immün sistemin işlevlerini değiştirebilen çeşitli esansiyel (vücutta üretilemeyen,dışarıdan alınması zorunlu ) besinlerden etkilenmektedir.İnsan ve hayvan çalışmalarında omega 3 yağ asitlerinin çeşitli mekanizmalarla immün sistem işlevlerinde olumlu yönde bazı değişikliklere neden olduğu gösterilmiştir. Omega 3’ler antiinflamatuar etkiye sahiptir. Ayrıca viral, bakteriyel, paraziter enfeksiyonlara karşı konakçı defansını zayıflatarak hastalıklardan koruyucu etkiye sahiptir. İmmün sistemi desteklemesinden başka özellikle çocuklarda beyin gelişimi ve kalp sağlığı üzerine olumlu etkilere sahiptir. Omega 3 yağ asitleri (EPA & DHA) derin ve soğuk sularda yaşayan balıklarda fazlaca bulunur. Özellikle somon, uskumru ve ton balığı omega 3’ten en zengin balık çeşitleridir. Diğer omega 3 içeren besinler; anne sütü, keten tohumu, ceviz, badem, fındıktır. Koyu yeşil yapraklı sebzelerde de az miktarda bulunur. Günlük omega 3 ihtiyacı 1-3 gr kadardır. . Bu tür besinleri tüketemeyen ya da beslenme sorunu yaşayanların mutlaka balık yağı içeren suplement yada şuruplarla desteklenmesi hem güçlü bir bağışıklı sistemi hem de beyin gelişimleri için çok önemlidir. 


6.FONKSİYONEL BESİNLER –GÜNÜMÜZ VE GELECEĞİN GIDALARI.Günümüzde artık besinler sadece içerdikleri makro yada mikro besin öğeleriyle değerlendirilmiyor.teknolojideki gelişmeler,besinler ve hastalıklar arasındaki ilişkiyi ortaya koymakla kalmayıp,sağlığımızı korumamız ve geliştirmemize yardımcı olan ‘fonksiyonel besin’ kavramıyla başka bir bakış açısı geliştirmiştir.Fonksiyonel gıdalar, tamamen doğal gıdalardan elde edilen biyoaktif özellikteki maddelerin günlük yaşamda tükettiğimiz gıdalara eklenmesi ile ortaya çıkan, sentetik özellik taşımayan gıdalardır. Görünüşleri günlük tükettiğimiz geleneksel gıdalara benzeyen fonksiyonel gıdalar, temel beslenme özelliklerinin yanı sıra insanı iyileştirmede veya hastalıkların oluşumunu engellemede etkili gıdalardır. Güçlü bir immün sistem ve sağlıklı bir beden için fonksiyonel gıdaların tüketime ağırlık verilmelidir. Fonksiyonel gıda adı altında en çok bilinen ve tüketilen gıdalar probiyotik ve prebiyotiklerdir. Probiyotikler; sindirim sistemi sağlığı için kullanılan ve insan sağlığı için faydalı olacak miktarda yaşayan mikroorganizma içeren gıdalardır. Prebiyotikleri ise ; sindirilemeyen,tüketildiğinde bağırsak floramızdaki doğal bakterileri harekete geçiren ve kalsiyum emilimini arttıran gıdalardır.Bazı ilaçlar ve antibiyotik kullanımı sonucu doğal bağırsak floramız bozulur. Probiyotik, prebiyotik ürünlerin kullanımı sağlıklı sindirim sistemi ve güçlü bir bağışıklık sistemi için önemlidir. Fonksiyonel gıda adı altında en çok bilinen ve tüketilen gıdalar probiyotik yoğurtlardır.Omega 3’lu yumurtalar ve sütler,kalsiyumu arttırılmış sütler,demir içeren ekmekler,tam buğday makarnaları,probiyotik meyve suları ve bitki sterolleri içeren süt ürünleri piyasada rahatlıkla bulabileceğim diğer fonksiyonel gıdalardır. 



7.SIVI TÜKETİMİNİ İHMAL ETMEMELİ!Kaliteli ,dengeli ve yeterli beslenme dışında, gribal enfeksiyonlardan korumanın ya da hastalığı hızlıca atlatmalarını sağlamanın diğer bir yolu bol sıvı tüketmelerini sağlamaktır. Özellikle ateş ve ishal durumunda bol su içilmelidir.Güne 1 su bardağı C vitamini yüksek taze sıkılmış meyve ve sebze suları ile başlamak bizi tüm gün zinde kılacaktır.Ayrıca ekinezya, ıhlamur, kuşburnu, ada çayı ve bol limonlu bir yeşil çay bağışıklık sistemimizi güçlü tutmamızı sağlayacaktır Herkese gribal enfeksiyonlardan uzak, sağlıklı bir yıl diliyorum. Diyetisyen Bahar DEMİRKIRAN



 A' dan Z' ye Şifalı Bitkiler